Albüm Kritik 1277 (Black Sabbath / 13)

Herkese selamlar! Sonunda “Black Sabbath” diskografisinin tamamını yazma görevinin don ayağına geldim. Artık bu albüm değerlendirmesi ile grubun bu zamana kadar çıkarmış olduğu bütün stüdyo albümlerini siteye yazmış oluyorum. 13 Ocak 2013 yılında çıkan “13” albümü Black Sabbath’ın 19. ve son stüdyo albümü olarak tarihteki yerini almıştır. Birkaç gün sonra bu albümün 13. yılını da kutluyor olacağız. İlginç bir denk gelme oldu gerçekten de. Black Sabbath efsanesinin bütün albümlerinin kritiğini yazdığım ve bu grubu dinlediğim için kendimle hep gurur duyacağım. 2013 yılında üniversitedeydim. Black Sabbath’ın yeni bir albüm çıkarmak için toplandığını uzun zaman önce okumuştum ve o albümün gelmesi için gün sayıyordum. Metal’in yaratıcısı olan bu grubun son bir kez bizlere sesleniyor olacağı düşüncesi inanılmaz heyecan vericiydi benim için. Hayatım boyunca Black Sabbath’ı hep sahnede görmek istedim. Fakat bu hiçbir zaman mümkün olmadı. “Ronnie James Dio”nun ölümünden sonra Black Sabbath’ın sahnelerde olma ihtimalini daha da düşük buluyordum. Fakat “Ozzy Osbourne”un Black Sabbath’a tekrar dahil olup, bir de üstüne yeni albüm kaydetmesi içimdeki umudu bir anlığına yeşertmişti. Fakat bu defa da ülkemizin içinde bulunduğu kaotik atmosfer hiç bitmediği için bu Metal devinin, bu topraklara ayak basma ihtimalinin de neredeyse hiç olmayacağını anlamıştım. Dediğim gibi albüm çıktığında üniversitedeydim. O zamanlar Spotify henüz benim için bir şey ifade etmiyordu. Daha çok sevdiğim albümleri iTunes’tan satın alıyor ve telefonumun içine atarak kendi çalma listemi yerel hafızada oluşturuyordum. 13 albümünü sürekli dinliyordum. Black Sabbath’ın 1995’ten sonra ilk defa bir stüdyo albümü çıkarmış olması kendi başına bile büyük bir olaydı. Daha büyük olay ise ana kadronun, davulcu “Bill Ward” hariç, tekrar bir araya gelmesiydi. “Tony Iommi” zaten bu grubun babası olarak her zaman oradaydı. “Geezer Butler” ise Tony varsa ben de varım diyen biridir genelde. Ozzy de 1978 yılında çıkan “Never Say Die”dan sonra ilk defa Black Sabbath kadrosundaki yerini aldı. Peki, 13 albümü bizlere nasıl bir Black Sabbath sundu? Ya da Black Sabbath 13 albümü ile bizlere ne sundu?

13'ün daha ilk şarkısında Black Sabbath’ın hikâyenin en başına dönmek istediğini anlamıştım. “End of the Beginning” şarkısı, “Black Sabbath” şarkısının neredeyse aynısıydı. Aynı şekilde riff yazımları ve aynı şekilde formüle edilmiş bütünsel iş… Bu yüzden de daha ilk şarkıdan anlaşılıyordu grubun rotasının neresi olduğu. Doğrusunu söylemek gerekirse 2013 yılında ve sonraki birkaç yılda bu durum beni rahatsız etmemiş ve genel olarak şarkının sağlam bir iş olduğunu düşünmüştüm. Fakat sonrasında ise neden bir kez daha Black Sabbath şarkısının değişik versiyonunu dinlemek isteyelim ki diye düşündüm. Çünkü Black Sabbath şarkısı bu zamana kadar yaratılmış en iyi ve en niş Heavy Metal & Doom Metal şarkısydı. Sadece introsu bile o döneme damga vuran ve günümüzde de tekinsizliğini hissettiren bir partisyondur. Bu yüzden de 13 albümüne aslında bir öykünme şarkı ile başlıyoruz. Tony Iommi’nin geriye dönüş gibi bir isteği arzusu olmuş mudur emin değilim. Fakat prodüksiyon işini üstlenen ve benim bu zamana kadar hiçbir işini beğenmediğim “Rick Rubin”in bu işte bir parmağı olabileceğini düşünmeden de edemiyorum. Tabi ki bu bir varsayım sadece. Albümün geri kalanına devam ettiğimde de yine eski albümlerden bolca esintiler duyuyorum. “Black Sabbath, Paronoid, Sabatoge, Master of Reality ve Never Say Die” etkilerinin yoğunlukla hissedildiği bir albüm 13. Fakat End of the Begining şarkısı kadar ayyuka bir benzerlik geri kalan şarkılarda görülmüyor. Neyse ki görülmüyor. Tony Iommi’nin riff yazımlarını her daim beğenen biri olduğum için bu albümde de beni şaşırtan bir şey olmadı. Akustik partisyonlar hariç Heavy Metal rifflerinin hepsine şapka çıkarırım. Akustik işleri Black Sabbath’a yakıştıramadığımı daha önceki yazılarda da söylemiştim. Albümdeki en vurucu şarkılardan biri olan “Loner” ise tam bir Iommi klasiği olmuş. Böylesi basit rifflerle, etkileyici şarkılar yazma üstadı olduğunu bir kez daha bizlere göstermiş.


Her ne kadar Rick Rubin’i sevmesem de 13’te fena bir iş çıkarmamış. “Metallica” ve diğer birçok büyük grupla fiyasko işleri olsa da Black Sabbath’ın 13 albümünün içine etmeden, ortaya sağlam bir sounda sahip albüm çıkarmış. Kendisini tebrik ediyor ve ortalıklarda çok görmek istemediğimi dile getiriyorum. Özellikle Geezer’ın bas tonu bu albümün en sert ve gövde gösterisi tarafı durumunda. Neyse ki rifflerin üzerini bir ses boğması şeklinde kapatmıyor da bizler gayet iyi bir müzik keyfi yaşıyoruz. Diğer taraftan bu albümde davulun başında “Rage Against The Machine”’den “Brad Wilk” konuk olarak yer almıştır. Öyle çok ön plana çıkan bir davulculuk yok. Fakat bu Brad’in sorunu değil. Hem şarkıların formu hem de Black Sabbath’ın yıllardır süre gelen tarzı bunun önüne geçiyor. Ozzy’nin performansına gelecek olursam da; elbette eski Ozzy vokal performansını beklemek büyük bir hayal olur. Hiçbir şekilde yüksek tizlere çıkamayan ve genelde sakince şarkıları söyleyen bir Ozzy var. Bu da gayet normal. O zaman da sağlık sorunları ile uğraşıyordu Ozzy. Ne yazık ki geçtiğimiz yıl da kendisini kaybettik. Her şeye rağmen Ozzy’i son bir kez daha, bir Black Sabbath albümünde dinlemiş olmak büyük bir ayrıcalık ve mutluluktur.


13, çıktığı yıl birçok listede 1 numaraya oturdu. Black Sabbath’ın kariyeri boyunca en çok ses getiren albümü oldu. Bunda elbette grubun tekrar bir araya gelmesinin yarattığı büyük bir heyecan ve beklenti vardı. Bu beklenti de büyük oranda karşılandı. 13, oldukça başarılı bir Black Sabbath albümüdür. Bu yazı ile Black Sabbarh diskografisine de noktayı koymuş oluyorum. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere, hoşça kalın!

Albüm Puanı: 8/10



Yorumlar