Albüm Kritik 1282 (Darkthrone / Soulside Journey)

Herkese selamlar! Bugün de Black Metal yolculuğumuzda geriye gidiyoruz. Black Metal’in anavatanı olarak kabul ettiğimiz Norveç’in karanlık havasına ve kış ayazında geçiş yapıyoruz. Norveç deyince akla gelen gruplardan biri olan “Darkthrone” ve onun ilk albümünden bu defa sizlere söz edeceğim. Darkthrone’u ülkemizdeki Black Metal dinleyicileri ve Black Metal dinlemeyen metalciler dahi biliyordur. En popüler Black Metal gruplarından birisidir Darkthrone. Özellikle ülkemiz gibi Metal’in çok da umursanmadığı ülkelerde, Metal ile ilgili giyim satan ufacık mağazalarda Darkthrone’a ait tişörtleri, kazakları, şapkaları falan çok rahatlıkla bulabilirsiniz. Sadece Norveç Black Metali’nin bir ikonu değil Darkthrone, tüm dünyada adı geçtiği anda bilinen ve genellikle de iyi anılan bir gruptur. Darkthrone’u ilk defa 2015 yılında dinlemeye başladım. Zaten Black Metal yelpazemi de 2013 yılında daha fazla genişletme kararı almıştım ve Darkthrone da bu genişletmede yer alan gruplardan biriydi. Birkaç albümünü dinlediğim grubu sonrasında ıskartaya ayırdım. Çok daha görkemli gruplar dinlemeye başlayınca ve de bana çok daha hitap eden gruplar keşfettikçe Darkthrone’un pabucu dama atılmış gibi oldu. Sonrasında ise Darkthrone’a tekrar dönüş yaptım. Bugün bile grubun diskografisinde bulunan bütün albümleri dinlemiş değilim. Fakat grubun müziğine oldukça hakimim. Çünkü Darkthrone’un icra ettiği Black Metal oldukça basit kalibre de ve sürekli aynı şekilde oluşuyor. Aynı form faktörüne sahip şarkılarla bezeli, farklı isimlere sahip albümler dinliyorsunuz. Fakat işin çok ilginç bir yanı var ki o da bu grubun ilk olarak bir Death Metal grubu olarak Metal sahnesine fırlamasıdır. Ben de bu Death Metal icra eden halinden ve bu minvalde çıkan ilk albümü “Soulside Journey”den sizlere söz edeceğim. Darkthrone’un ilk albümünü ben de yeni dinleyen biri olarak bütün o şaşkınlığım ile yazıyı yazıyor olacağım. Çünkü Darkthrone’un bildiğimiz o sıradan Black Metal icra eden grup formundan çok başka bir halini dinlemiş oldum. Bu albümü dinlemiş olanlar elbette bu şaşkınlığımı anlamışlardır. Fakat dinlemeyenler için ise oldukça fazla spoiler içeren bir yazı olacaktır. Fakat ne kadar spoiler verirsem vereyim sizlerin bu albümü dinlemenize engel olmayacağı da gayet açık.

1987 yılında temelleri atılmış Darkthrone’un. Soulside Journey çıkana kadar da birkaç demo yayınlamış ve bir Split çalışmada yer almış. 1991 yılında ise Death Metal’in en iddialı örneklerinden birini Metal dinleyicisine sunmuş bir grup. Gerçekten de Darkthrone’dan böylesine sağlam ve etkileyici bir Death Metal albümü dinlemeyi beklemiyordum. Darkthrone’un diskografisine baktıysanız oldukça üretken bir grup olduğunu görmüşsünüzdür. Bundan dolayı da ben grubun her albümünü dinleyemedim. Fakat bu yıl bütün diskografiyi dinleyip, “Hepsini Dinledim” yazı dizisine bu grup ile ilgili de bir yazı yazmak istiyorum. Darkthrone’un kemik kadrosuna baktığımızda ise grubun kurucularından “Fenriz (Gylve Fenris Nagell)” ve “Nocturno Culto (Ted Arvid Skjellum)”nun varlıklarını görüyoruz. Bu iki adam, grubun ilk gününden bu yana Darkthrone’u sırtlıyorlar. Elbette albüm kayıtlarında başka müzisyenler de yer alıyor. Diğer taraftan Darkthrone’un zaten hiç konser vermediğini hesaba kattığımızda da oldukça rafine bir grup olduğunu söyleyebiliriz. Hiç konser vermeme tercihini anlamış değilim. Sonuçta Metal camiasında oldukça iyi bir kitlesi olan grup. Böylesi gruplar var ama onların tercihleri biraz daha icra ettikleri kompleks müzikten kaynaklanıyor. Darkthrone’da ise böyle bir şey yok. Fakat tercih bu iki adamın tabi ki.


1991 yılında çıkan Soulside Journey albümü Darkthrone’un ne denli dehşet bir müzik yapabileceğinin ilk örneği aslında. Bu zamana kadar Metal Müzik Ansiklopedisi’nde grubun “Old Star, Eternal Hails…… ve Astral Fortress” albümlerini yazdım. Bu üç albüm de birbirinin aynısı aslında. Çok ufak farklılıklar var ki onlara da farklılık demek için ciddi bir çaba gerekir. Fakat Soulside Journey’e geldiğimizde durum 180 derece değişiyor. Bunun nedeni sadece tür değişikliğinden dolayı değil. Evet, grubun ilk albümü Death Metal janrında bir albüm. Fakat Black Metal enstantaneleri de yok değil. Burada esas ilgi çekici olan Progressive Death Metal’in de aslında ilk ciddi örneği olmasıdır. Oldukça fazla riff yazımı, bas gitarın çok niş bir şekilde şarkılarda kullanımı, kompleks besteler ve gayet iyi bir prodüksiyon kalitesi… Bütün bunları Darkthrone için söylediğimi ben de düşünmezdim ama işte hayat! Darkthrone’un ciddi anlamda gövde gösterisi yaptığı bir işi olmuş Soulside Journey. İlk albümden böylesine dehşet bir şey sunmaları ve sonrasında çok sığ işlere imza atıyor olmaları da grubun deli saçması bir mantaliteye sahip olduğunu gösteriyor. Evet, gayet iyi Black Metal albümleri var. Onun ben de farkındayım. Fakat Soulside Journey kadar etkileyiciliği yüksek mi onlar orası büyük bir soru işareti benim için. Aslında değil de ortamı germemek adına böyle diyorum. Her şeyi ile dinlemekten çok büyük keyif aldığım bir albüm oldu Soulside Journey. Bu albümle bir süre daha güzel dakikalar geçireceğim.


Eğer sizler de bu zamana kadar Dakrthrone’un ilk albümü Soulside Journey’i dinlemediyseniz mutlaka dinleyin. Bu grubun ne denli şahane işler yapabildiğine bir de bu albüm nazarında bakın. Bir başka yazıda görüşmek üzere, hoşça kalın!

Albüm Puanı: 10/10



Yorumlar