"Portekizli Gaerea Metal camiası için elbette şahane bir grup ve yaptığı müzik ile görkemli bir hava estirmeyi de başarmıştır. Fakat benim için Coma, grubun sıkıcı olduğu ve artık değişik bir rotaya sapması gerektiğinin kanıtı olmuştur. Mirage’dan sonra daha reformist bir albüm dinlemek beni bu gruba tamamen bağlayabilirdi. Fakat şimdi ise bu grubu daha ne kadar dinlerim ki diye düşünüyorum."
Loss'un kapak resmine bakınca beni bir gülme aldı. Gerçekten de güldüm. Hadi müzikal olarak zaten balka bir yere savrulmuş bir grup olduğunu ve eski Gaerea yaratıcılığından uzak olduğunu anladık. Fakat kapak resmi olarak da “Dark Tranquility”nin “Moment” albüm kapak resmini andırıyor olması gerçekten çok bedbaht bir durum. Gaerea, albümün adı gibi, gerçekten de kaybolmaya, kaybetmeye doğru dolu dizgin gidiyor. Bunu sadece kapak resminden yola çıkarak söylemiyorum. Albümü dinledim. Albümü dinlemek benim için gerçekten çok can sıkıcı bir etkinlik oldu. Baştan sona ne dinlediğimi bilemediğim, Metal janrının bu albümün neresinde olduğunu çözemediğim ya da kendi deyimleri ile Modern Melodic Black Metal janrının bu olup olmadığını sorguladığım bir 45 dakika geçirdim. Gaerea albümlerindeki en önemli özellik gerçekten çok iyi yazılmış melodik partisyonlar ile Black Metal rifflerinin bir arada muazzam sentez göstermesi ve bu sentezin arkasında da harikulade, besleyici bir atmosferin olmasıdır. Bu albüm ise Black Metal janrının yakınlarında bile değil. Bu tür durumlar için davayı satanlar denir ama ben onu demeyeceğim. Çünkü Gaerea popülizmin kurbanı olmuş bir Metal grubu olmuş. Bu belki kısa vadede kendilerini ihya edecektir ama uzun vadede adı git gide daha az duyulan ve önemsenmeyen bir grup olacaktır.
Yukarıdaki bu alıntı cümle, “Gaerea”nın 2024 yılında çıkan “Coma” albümünün değerlendirmesinde, son kısımda yazdığım cümledir. Coma’nın bende uyandırdığı “ulan ne oluyor” hissi ile Gaerea’nın yolunun yol olmadığını ve değişimin şart olduğunu hissetmiştim. Gaerea ise bu değişimi yapmış. Fakat Coma’dan önceki albümleri bir kenara bırakıp, Coma’nın açtığı o yoldan gitme kararı ile yapmış.
Herkese selamlar! Bugün, bu albüm kritik yazısına farklı bir şekilde girmek istedim. Farklı bir şekilde de girmem gerekiyordu zaten. Çünkü Gaerea’nın kariyerini en başından beri takip eden biriyim. Bu grubun ne büyük bir potansiyel barındırdığını ve Black Metal sahnesine gerçekten de farklı bir soluk getireceğini düşünüyordum. Bunu düşünmemi sağlayan ise grubun çıkış albümü olan, 2018 yılında çıkan “Unsettling Whispers”tır. Bu LP öncesinde grubun kendi adını verdiği “Gaerea” da var tabi ama esas grubun tanınmasında ve ilgiyi üzerine çekmesinde Unsettling Whispers’ın rolü büyüktür. Ben de bu albümü dinledikten sonra gerçekten de Gaerea’nın farklı bir soluk olduğunu düşünmüş ve Black Metal camiasının yeni ilgi odağı haline geleceğine inanıyordum. Bu durum aslında bir süreliğine gerçekleşti. 2022 yılında çıkan ve grubun en iyi işi olarak gördüğüm “Mirage” ile gövde gösterisi yaptı Portekizli grup. Her ne kadar görünüşlerinde “Mgła” etkisinin izlerini görüyor olsak da müzikal olarak daha sofistike, melodik ve atmosferik bir yanı var Gaerea’nın. Mirage’da bütün bunların en iyi birleşimini gördük. Bu iki albümlük büyük başarı hikayesi, 3 numaralı albüm olan Coma’da sekteye uğradı. Belki bunun etkileri Mirage’da da görülüyordu ama Mirage’daki Metal yoğunluğu daha yüksek bir seviyede olduğu için farkına varamadık. Coma ile Metal adeta ikinci plana atılmış, atmosfere olabildiğince yüklenilmiş ve melodik partisyonlar sertliğin çok önüne geçmiştir. Yine de Coma grubun ilk sendelemesi olarak görülüyor ve ben de dahil olmak üzere bir sonraki albümde işlerin yoluna gireceğini umuyorduk. Çünkü Coma çok ciddi eleştiriler almıştım. Birkaç çıkarcı Metal sitesi hariç bu albüme doğru düzgün puan veren yoktu. Bu yüzden de Coma sonrası gelecek albümün önemi büyüktü. O albüm geldi. 2026 yılında “Loss” albümü ile Gaerea sahneye çıktı ve çıktığı sahne ise bambaşka bir sahne oldu.
Alternative Rock, Hardrock, Metalcore, Post-Rock ve Shoegaze dahil olmak üzere birçok türü bu albümde duyuyorsunuz. Bu kadar yumuşama gerçekten beklemiyordum. Coma sonrası bu albüm tam bir fiyaskodur. Tam bir hayal kırıklığıdır ve Gaerea’nın “şekilci” bir grup olduğunun da en net göstergesidir. Bu albüme müzikal zenginlik var be kardeşim diyenler olacaktır. Müzikal zenginlik eğer Metal’den uzaklaşıp ama aynı zamanda da Metal sahnelerinin ekmeğini yemek ise başlarım öyle zenginliğe. Muazzam kalitede prodüksiyon ile kaydedilmiş vasat ve altı şarkılarla dolu bir albüme de müzikal zenginliği var demeyelim. Öyle ki o muazzam prodüksiyon kalitesi bile bana öylesine yapay geliyor ki günün sonunda plastik ısırıyormuş gibi hissediyorum. Plastik ısırma huyum yoktur ama başka benzetme yapasım da gelmedi. Albüme ne puan versem diye düşünmekten de sıkıldım bir süre sonra. Elbette bir emek var ve bunu yok sayamam. Fakat Gaerea’nın bizlerin ağzına önce bir parmak bal sürüp (ilk iki albümle) sonrasında ise sası bir tat bırakması kabul edilebilir bir şey değil. Yeni Gaerea buysa ben masadan çekiliyorum. Bunu daha önce de demiştim Gaerea’yı daha ne kadar dinlerim böyle giderse diye. Evet, Gaerea ile olan yolculuğumun sonuna gelmiş oldum.
Herhangi bir şarkıyı dinlemekten zevk almadım Loss’ta. Diğer taraftan brutal vokallerin yanına çokça koyulan temiz vokaller de kulaklarımda berbat bir his bıraktı. Gaerea kendi düşüncesine göre belki büyük oynadı. Deneysel yaklaştı ve yenilikçi bir tavra sahip. Ben ise “hadi oradan” demeyi uygun görüyorum. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere, hoşça kalın!
Albüm Puanı: 5/10



Yorumlar
Yorum Gönder