Albüm Kritik 1347 (Skaphos / The Descent)

Herkese selamlar! Bugün yönümüzü Fransa’ya çeviriyoruz. Fransa’dan çıkan güzide gruplardan bir başkası olmaya aday “Skaphos”un bu yıl çıkardığı “The Descent” albümünden sizlere söz edeceğim. Skaphos’un müziğinden önce en sevdiğim tarafı denizlerin altını tema olarak belirlemesidir. Birçok Metal grubunun kozmik tarafı daha çok baz alarak iş yaptığını duyuyoruz. Fakat denizaltına ve onun mitolojik hikayelerine dair çok az şey duyuyor ve görüyoruz. Bu yüzden de grubun bu minvalde bir tema belirlemiş olması oldukça iyi. En azından benim için iyi. Skaphos’un ilham aldığı yazarlara bakınca da zaten bunu anlayabiliyorsunuz. H.P. Lovecraft, Jules Verne ve Herman Melville gibi büyük yazarlardan ve bu yazarların denizle bağıntısı olan kitaplarından etkilenmiş. Bu grubu geçen yıl çıkardığı “Cult of Azura” albümü ile keşfetmiş ve oldukça beğenmiştim. Cult of Azura’nın içinde barındırdığı Blackened Death Metal öğeleri ile deneysel ve uyumsuz beste yazım tarzı oldukça hoşuma gitmişti. Hatta bunu bir Fransız alametifarikası olarak da gördüğümü dile getirmiştim. Fransız ekstrem Metal gruplarının son 25 yılda ortaya koydukları ortada. Bu yüzden böyle bir saptama yapmaktan kendimi alamıyorum.

Skaphos'un Cult of Azura’dan hemen 1 yıl sonra The Descent ile gelmesine hem şaşırdım hem de Cult of Azura’nın bir konsept albüm olduğunu bildiğim için bir devam albümü geleceğini düşünüyordum zaten. Yine albüm kapak resmi ile dehşeti ve korkuyu mavilikler içinde gösteren grup, The Descent ile kaldığı terden devam ediyor aslında. Fakat bu kaldığı yerden devam etme işini geriye dönüş yaparak bizlere sunuyor. Grubun ilk iki albümü olan “Bathyscaphe” ve “Thooï”nin yeniden yorumlanmasıdır. Yeniden yorumlama diyorum çünkü bunlar o albümdeki şarkıların birebir aynı hali değil. Üzerine farklı riffler yazıldığı veya tamamen değiştirildiği şarkılardır. Böyle bir işe girişmeleri bana her ne kadar tuhaf gelse de grubun taktiri bu. Grubun dinamiğini oluşturan şarkı yazımları bu albümde de kendisini gösteriyor. Tarzından ödün vermeden, görkemli bir albüm yaratma işini iyi bir şekilde kotarıyor Skaphos. Zaten içinde deneysel etmenlerin ve görkemli bir atmosferin olduğu bir albümün görkemli olmaması için gerçekten de kötü şarkı yazımlarının olması gerekiyor. Skaphos da bunu yapmıyor. Cult of Azura’dan etkilendiğim kadar The Descent’ten etkilenmedim aslında. Fakat bunun nedeni albümün etkileyici olmamasından ziyade bir devam albümü olması (tersine giden bir devam albümü) ve Skaphos’un tarzına alışmam oldu. Yoksa bu grubu ilk defa The Descent ile dinleyecek birisi oldukça etkilenecektir. Prodüksiyon kısmından hiçbir sorun yok. Çok iyi bir şekilde bütün şarkıları bizlere dinlettiriyor. Seçilen gitar tonu, bas tonu ve davul sesi ile çok iyi bir bütünlük sağlanmış. Diğer taraftan albümün o dehşetengiz atmosferini yansıtmak için kullanılan atmosferik öğeler de oldukça iyi düzeydeler. Dinlerken sizi yormuyorlar veya aşırılık hissi vermiyorlar. Skaphos’un The Descent ile ortaya koyduğu kaliteli işi taktir etmemek imkânsız. Gerçek anlamda iyi bir müzisyenlik ve sanatçılık var. Bu albümü de yine dinlemekten bir hayli keyif aldım. Dediğim gibi sadece Skaphos’u kanıksadığım için öncekinden çok daha üstün bir şey göremedim, duyamadım.


Fransız denizaltı grubu Skaphos’un The Descent albümü gerçekten bir başak güzide eser olmuş. Metal’in bu denli eğilip bükülür olması gerçekten de çok ironik. Hem materyal olarak öyle hem de müzikal olarak öyle. Bu yüzden biz de bu esneme ve farklı şekil alma sayesinde çok farklı türler dinliyor ve keşfediyoruz. The Descent de öyle bir albüm işte. Bir başka yazıda görüşmek üzere, hoşça kalın!

Albüm Puanı: 8,5/10



Yorumlar