Herkese selamlar! Bir süre ara verdikten sonra tekrar klavyenin başına, albüm kritik yazısı yazmaya oturdum. Ara vermemin nedenini de siteyi takip edenler zaten biliyordur. “NoumenoN” adlı Metal projemin 7. stüdyo albümü olan “Very Special Plan”i yayınladım. Albümün her şeyi ile bizzat kendim uğraştığım için Metal Müzik Ansiklopedisi’ne biraz ara vermem gerekiyordu. Şimdilik Very Special Plan için yapacaklarımı yaptım ve artık klavyenin başına oturup başka albümlerden sizlere söz edebilirim. Bugünkü yazının konuğu olan “Archvile King” son zamanlarda dinlediğim en güzide ve en keyif aldığım gruplardan biri oldu. Fransız Archvile King tek kişilik bir Black Metal projesidir. “Baurus” mahlaslı dostumuz tarafından 2019 yılında hayata geçirilmiş bu proje Black Metal’in hem çiğ hem de melodik tarafını harmanlıyor, yetmezmiş gibi Thrash Metal ile de zenginleştiriyor. Bunu da öylesine iyi bir şekilde yapıyor ki herhangi bir Metal dinleyicisinin Archvile King’e kayıtsız kalmasını beklemiyorum. İşte bu şahane solo grubun bu yıl çıkardığı ikinci LP’si “Aux Heures Désespérées”den sizlere söz edeceğim.
Karanlık fantezilerle dolu teması ve biraz da Barok dönemi melodik gitar yazımları ile oldukça etkileyici bir albüm dinleyeceğimi hiç tahmin etmiyordum. Albümün kapak resmine baktığımda teması savaş veya şövalyelik gibi şeylerle bezeli olan, melodik yoğunluğu ön plana çıkan bir albüm dinlemeyi bekliyordum. Bütün bu beklentimin çok ötesine geçiyor Aux Heures Désespérées. İlk şarkıdan son şarkıya kadar resmen kraliyet elitizminin müziğini dinliyormuşum gibi hissediyorum. Böyle bir şey ne demek ki diyenler olabilir. Bunu açıklamak zor aslında ama şöyle diyebilirim; Black Metal’in görkemli tarafını gerek atmosferik öğeler ve gerekse de çok iyi yazılmış melodik partisyonlarla elit bir seviyeye çıkarıyor Baurus. Bu yüzden de bu albümü dinlemek gerçekten bir ayrıcalık. Albümün tamamında gördüğümüz Thrash Metal etkisi daha çok klasik Black Metal riff yazımları ile girift bir yapı oluştururken esas vurucu tarafın yazılan Melodic Black Metal riflerinde olduğu çok açık. Her şarkıda çok iyi düşünülmüş ve bu düşünceler çok iyi bir şekilde melodilere yansımış partisyonlar mevcut. Vokalden davula ve atmosfere kadar her şey öylesine kusursuz bir şekilde işliyor ki o yüzden diyorum ya son zamanlarda dinlediğim en keyifli ve en iyi işlerden biri oldu Aux Heures Désespérées. Albümdeki her şarkıyı dinlemekten çok büyük keyif aldım. Özellikle melodik riff yazımlarında ciddi bir “Mgła” benzerliği var. Fakat bu kopyalama falan değil. Yine özgün bir iş var ama Mgła’dan alışık olduğumuz melodik riff yazımlarını hemen anlayabiliyoruz. Zaten Mgła etkisini birçok grupta rahat bir şekilde gördüğümüz ve duyduğumuz için bu çok da yeni bir şey değil.
Bu albümü baştan sona kaç kere dinlediğimi hatırlamıyorum. Her dinlediğim bir kez daha hayran kalıyor ve her dinlediğimde Archvile King’i keşfettiğim için bir kez daha mutlu oluyorum. Albümdeki her şarkı çok iyi ama benim için “À ces batailles abandonnées” gerçekten bambaşka bir yerde duruyor. Albümün özeti gibi bir şarkı. İhtişamı ile büyülüyor ve tüyleri diken diken ediyor. Sizler de mutlaka bu muazzam albümü dinleyin. Aux Heures Désespérées, bu yılın en iyi albümlerinden biri olduğunu şimdiden çok rahat bir şekilde gösterdi bir başka yazıda görüşmek üzere, hoşça kalın!
Albüm Puanı: 10/10


Yorumlar
Yorum Gönder