Herkese selamlar! Mayıs ayı Metal Müzik Ansiklopedi açısından pek verimli geçmedi. Bunun farkındayım ve aslında geçenlerde yazdığım “Malignant Aura” albüm kritiğinde bunun nedenini belirtmiştim. Artık yeni bir aya, haziran ayına, geçiş yapıyoruz. Bu ayın Metal Müzik Ansiklopedisi açısından dolu dolu geçeceğini çok rahat bir şekilde söyleyebilirim. Haziran’ın ilk günü için ise harikulade bir albümden sizlere söz edeceğim. Yeni keşfettiğim gruplardan biri olan “Miserere Luminis” adlı Atmospheric Black Metal ve Post-Black Metal grubunun bu yıl çıkardığı “Sidera” albümünden sizlere söz edeceğim. Kanada’nın Fransız bölgesi olarak kabul edilen Quebec’ten bizlere kederi ve depresif havayı müziği ile sunmaya karar vermiş bir grup Miserere Luminis. Zaten adını birebir dilimize çevirdiğimizde ise “Işığın Merhameti” gibi bir anlam çıkıyor. Buradaki ışık artık hangi metafora denk geliyor orasını sizin çıkarmanız lazım. Aslında grup uzun zamandır Metal camiasında varlık gösteriyor. Fakat ben bu yıl çıkan albümü Sidera ile dinlemiş oldum. 2008 yılında kurulmuş olan Miserere Luminis, albüm ilk albümünü 2009 yılında çıkarmış ama sonrasında uzun bir duraklama dönemine girmiş ve 14 yıl sonra ikinci albümün yayınlamış. Sidera ise çok fazla beklemeden, bir önceki “Ordalie”den 3 yıl sonra gelmiş. Grup hakkında bu kadar bilgi verdikten sonra şimdi gelelim albümün kendisine.
Atmospheric Black Metal deyince zaten genelde keder, hüzün ve perişanlık gibi temaların işlendiğini duyuyoruz. Eh, bu tür de bu temalarla özdeşleşti gibi bir şey. Elbette farklı temaları da işleyen gruplar yok değil ama ağırlıklı olarak böylesi hüzünlü temalar var. Miserere Luminis de bu temaları işliyor. Hem de oldukça iyi bir şekilde işliyor. İçinde piyano partisyonlarının ve yaylıların olduğu atmosferik öğeler barındıran, uzun şarkılar dinliyorsunuz. Zaten bu türdeki albümlerin kısa süreye sahip olması beklenemez. Sidera da içinde 5 şarkı olmasına rağmen yaklaşık 51 dakikalık bir süreye sahip. Bu da her bir şarkının ne denli uzun olduğunu zaten gösteriyor. Bu albümü dinlerken ilk olarak dikkat çeken şey yazılan rifflerin gerçekten sıradan bir Atmospheric Black Metal albümlerine nazaran daha iyi ve daha çeşitli düzeyde olduğudur. Tabi ki bunu melodik riff yazımları ile birleştiriyor grup ama genel olarak riff yazımlarını bu türe göre gayet cesurca bulduğumu söyleyebilirim. Piyano ile yazılan melodik kısımların hepsini sevmesem de genel olarak şarkılara o verilmek istenen depresif atmosferi kattığı da aşikâr. Diğer taraftan keman, viyola gibi yaylıların şarkılardaki varlığı ve uyumu daha çok hoşuma gitti. Davul yazımında öyle efsanevi şeyler olmasa da her şarkıyı yeterli düzeyde besliyor. Vokal ve bas gitarın performansı da bütün şarkılarda çok iyi düzeyde varlığını gösteriyor. Bu albümü dinlemek gerçekten çok iyi hissettiriyor. Evet, depresif bir albüm hakkında iyi hissettiriyor demek belki garip geliyor ama albümün nihai amaçlarından biri olan o ruha işleme ve müzikten öteye gitme olgusunu gerçekleştirdiği için bu albümü dinlemek beni mutlu ediyor. Dinleyenlerin ruhunda yaratılmak istenen o etki çok iyi bir şekilde yaratılıyor.
Bu yıl dinlediğim en güzel albümlerden biri olan Miserere Luminis’nin Sidera’sını sizlere de kesinlikle tavsiye ederim. Özellikle iyi bir Atmospheric Black Metal ve Post-Black Metal albümü dinlemek sizi mutlu ediyor ve ruhunuza işliyorsa mutlaka bu albüme bakın. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere, hoşça kalın!
Albüm Puanı: 9/10


Yorumlar
Yorum Gönder