Albüm Kritik 1400 (Blood Countess / Imperatrix Sanguinis)

 Herkese selamlar! Dünkü kanlı “Exhumed” albümü “Red Asphalt”tan sonra bugün tekrar Black Metal sularına geri dönüyoruz. Fakat işin kan kısmından ayrılmıyoruz. İngiliz “Blood Countess” adlı Black Metal grubunun bu yıl çıkardığı albümü “Imperatrix Sanguinis”ten sizlere söz edeceğim. Grubun temelleri 2018 yılında “The Cuntess” mahlası ile “Nina Blackwood” tarafından atılmış. Sonrasında bu ablamızın eşi olan “István” mahlaslı “Steve Blackwood” da kadroya dahil olmuş. Nina işin brutal-çiğ vokal tarafını üstlenirken, Steve ise gitarın başında yer alıyor. Yani karı-koca bir Black Metal grubu kurmuşlar ve hayatlarını öyle idame ettiriyorlar. Ev ekonomisi diye ben buna derim işte. Gruba daha sonrasında bas, gitar ve davul için başkaları da katılmış. Imperatrix Sanguinis’i dinlerken açıkçası vokallerin bir kadına ait olduğunu hiç düşünmedim. Öylesine güçlü bir çiğ brutal vokal performansı var. Grup hakkında bilgi edinince ancak görebildim vokalin kadın olduğunu. Hatta grubu kuranın Nina olduğunu. Imperatrix Sanguinis’i dinlerken aklıma direkt olarak bir grup geldi sadece: “Darkened Nocturn Slaughtercult”. Bu aklıma gelme durumu da yine grup hakkında bilgi edinmeden önce oldu. Sonrasında form olarak da benzerlik olunca oldukça şaşırdım. Darkened Nocturn Slaughtercult’ın da o çiğ-brutal vokal sesi bir kadın ve ben dinlemekten çok keyif alıyorum onun vokal performansını. Neyse, biz konumuz olan Imperatrix Sanguinis albümüne geçelim.

Black Metal’in en çiğ ve safkan halini icra etmeye çalışıyor Blood Countess ve bunda da gayet başarılı olduğunu söyleyebilirim. Imperatrix Sanguinis, grubun ikinci albümü. İlk albümünde ne yapmış olduğuna dair bir fikrim olmasa da ikinci albümden yola çıkarak yine Black Metal’in o old-school havasını yarattıklarını düşünüyorum. Giriş kısmında da demiştim, işin kanlı kısmı bu grubun genomlarında da var. Tema olarak kanlı kontes olarak adlandırılan “Elizabeth Bathory”nin mitini seçmiş grup. Bu yüzden de zaten grubun ismi Blood Countess. Bu temayı işleyen birçok grup var elbette. Temanın kendisi hem dehşet verici hem de birçok abartmayı da içerdiği için Black Metal grupları bu tema üzerine albümler yaratmayı seviyorlar. Satanizm ile harmanlayarak bunu yapıyorlar ve ortaya Black Metal’in çekirdek olgusu çıkıyor. Black Metal’in üzerinde Thrash Metal’in etkilerinin yoğun bir şekilde görüldüğü ilk zamanlarını andırıyor bana Imperatrix Sanguinis. Hem gitar soloları hem de hızlı tempodaki ve hızlı Groove yazımları ile bunu rahatlıkla çıkarabiliyorsunuz. Albümü dinlemekten oldukça fazla keyif aldım. Diyorum ya sanki yeni bir Darkened Nocturne Slaughtercult albümü dinliyormuşum gibi hissettim kendimi. Her şeyi ile tam bir çiğ Black Metal zevki sunan, gayet başarılı bir albüm olmuş. Daha da güzeli old-school bir müzik icra ediyor diye grubun kendisi prodüksiyon kalitesini de diplere çekmemiş. Gayet iyi düzeyde bir prodüksiyon ile kaydedilmiş albüm. Bu yüzden de dinleme zevkinize bir balta vurulmuyor. Baştan sona her şarkıyı beğenerek dinledim. Bu yıl dinlediğim en iddialı Black Metal albümlerinden biri olduğunu da gönül rahatlığı ile söyleyebilirim.


İngiliz Blood Countess’ın Imperatrix Sanguinis albümünü herkese tavsiye ederim. Özellikle bu tarz yüksek tempolu ve tematik olarak da kanlı bir kraliçeyi işleyen bir albüm dinlemek sizi mutlu edecekse mutlaka bakın derim. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere, hoşça kalın!

Albüm Puanı: 8,5/10



Yorumlar