Herkese selamlar! Bugün de Alman topraklarından ayrılmıyoruz. 2025 yılında, yani geçen yıl, temelleri atılmış olan “Celestial Deconstruction” adlı grubun bu yıl çıkardığı ilk albümü “Transcosmic Spillover”dan sizlere söz edeceğim. Bu defa benim öncesini kaçırdığım bir şey yok. Grubun ilk albümü olduğu için herkes gibi ben de Transcosmic Spillover albümü ile Celestial Deconstruction’ı keşfetmiş oluyorum. Black Metal icra ediyor grup. Fakat bu Black Metal için hangi alt türü diyeceğimi tam olarak bilemedim. Metal Archvies’ta Atmospheric Black Metal deniyor. Buna ben de katılırım ama sadece bu türün öğeleri yok. Ben biraz da deneysel, avangart ve belki de biraz da dissonant var diyebilirim. Bunların hepsini gerçekten de dinlediğim albümde aldım. Çünkü dinlediğim albüm günün sonunda kafamda hiçbir iz bırakmayan ve ortaya saçılmış yapboz parçaları gibi bir his uyandırdı. Hiçbir şekilde ne albümün kendisinde ne de şarkıların içinde bir bütünlük yok. Birçok tür bir araya gelmiş ama nihayetinde hiçbir şey olmamış gibi bir his uyandırdı bu albüm.
Albümü ilk dinlememde gerçekten “ne oluyor lan” etkisi oldu. Hiçbir şekilde kendimi bir şarkıya baştan sona veremedim. Çünkü şarkılarda neler olup bittiğine dair neredeyse hiçbir düşüncem olmuyordu. Bu işin üstadı olan “Deathspell Omega”nın da albümlerinde bu his olur. Fakat şarkı öylesine görkemli bir hale bürünür ki bütün kaotik atmosferi ve dehşeti zihniniz mantıklı bir zemine oturtur. Transcosmic Spillover albümünde de zihnim bunu yapmaya çok çalıştı ama hep bir olmamış hissi ile çatıştı. Aslında grubun yapmaya çalıştığı şeyi gayet net anladım. Fakat bunu pratiğe dökerken böylesine bölük pörçük bir formada olması grubun vermek istediğini tam olarak verememesine neden oluyor. Aralara serpiştirilen atmosferik partisyonlar ile şarkıları daha ilgi çekici kılmaya çalışmış Celestial Deconstruction. Bunu bir ölçüde de başarmış. Fakat şarkıların sürekli bir karışıklık içinde olması, çözülmesi zor bir düğüm gibi görünmesi o atmosferik tarafında cılız kalmasına neden oluyor. Albümü ikinci defa dinlediğimde bazı şeyler daha iyi bir şekilde kulağımda yankılansa da günün sonunda Transcosmic Spillover ne yazık ki benim için tatsız ve ihtişamı olmayan bir karmaşıklık olmaktan öteye gidemedi. Prodüksiyon kalitesi olarak iyi bir iş çıkarılmış. En azından dinlediğiniz kaosu net bir şekilde duyuyorsunuz. Vokal konusunun da bence düzeltilmesi gerekiyor. Brutal vokalin daha can alıcı bir seviyede olması bu tür kaotik şarkılarda önemli.
Alman Celestial Deconstruction’ın ilk albümü Transcosmic Spillover benim için vasat seviyede yer alan bir albümden öteye geçemiyor. Dinlediğim hiçbir şarkıya kendimi veremedim. Hiçbir şekilde bu albümün içine giremedim. Yine de grubun ikinci albümünde neler yapacağını merak ediyorum. Takipte olacağım. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere, hoşça kalın!
Albüm Puanı: 6,5/10


Yorumlar
Yorum Gönder