Herkese selamlar! Bugün sizlerle Fransız Black Metal sahnesine gidiyoruz. Bu da demek oluyor ki ihtişamlı bir şeylerden söz edeceğim. Artık çoğunlukla böyle olduğu için bunu söylemekten kendimi alamıyorum. Black Metal’in Fransız etkisindeki halini çok seviyor ve çok değerli buluyorum. “2000’den Günümüze Black Metal” podcast serisinde de bahsettiğim üzere Fransa ve Polonya Black Metal’i bugün rüştünü ispatlamıştır. Bu ülkelerden çıkan çoğu grup kendisine hayran bıraktıracak ve bağımlı yapacak şekilde müzik icra ediyor. Yeni gruplar da buna dahil. Bugün sizlere söz edeceğim “Inherits the Void” da artık benim vazgeçilmez gruplarımdan biri oluyor. Bunu, bu yıl çıkardığı “The Silent Abscission” albümü ile artık kanıtlamış oldu. Inherits the Void ile 2023 yılında tanışmıştım. “The Impending Fall of the Stars” albümünü dinlemiş ve bu tek kişilik projeyi gerçekten çok merak etmiştim. Albüm kritik yazısında da söylediğim gibi Fransız Black Metal sahnesi gerçekten de yaratıcılığı çok yüksek müzisyenlere sahip. İşte bu yüzdendir ki bu ülkeden çıkan Black Metal oluşumları hep dikkat çekici oluyor. 2020 yılında Metal camiasına giriş yapan Inherits the Void, The Silent Abscission ile diskografisindeki 4 numaralı LP’sini bizlere sunuyor.
Inherits the Void’un The Impending Fall of the Stars albümünü bir süre dinledikten sonra tozlu raflarda bıraktım. Birçok albüm dinleyen biri olarak bunun hep normal olduğunu söylüyorum. Fakat bazı gruplar da var ki her gün dinliyorum ve onların icra ettiği müziğe her gün kulak veriyor olmak, Metal’in ne kadar değerli bir tür olduğunu iliklerime kadar hissettiriyor. Özellikle Black Metal ile yatıp kalkan biri olarak, Black Metal albümleri ile dolu çalma listemi dinlemeden o günü geçiremem. Bu çalma listesine artık Inherits the Void’u da eklemekte bir beis görmüyorum. The Silent Abscission albümü içinde öylesine fazla öğe barındırıyor ki bu albümü birkaç defa döne döne dinlemek lazım. Çünkü dümdüz bir Black Metal albümü asla değil. Progressive, Melodic, Ambient gibi Black Metal türlerinin sentezi ile bezeli, oldukça kompleks rifflerin var olduğu bir albüm var ortada. Diğer taraftan caz partisyonu olan şarkılar (5 ve 8) bile var bu albümde. Hep diyorum Black Metal’in bu derece esnek olması bu müziği çok daha sofistike ve niş bir hale getiriyor. Her zaman çok iyi örneklerini görmüyoruz belki ama Inherits the Void bunun gayet başarılı bir örneğini The Silent Abscission ile bizlere sunmuş. Albümdeki her şarkıyı dinlemekten büyük keyif aldım. Bol rifflerle bezeli, sert ve aynı zamanda duygu yüklü şarkılar dinliyorsunuz. Diğer taraftan Sludge Metal esintilerinin de yine bu albümde olduğunu belirtmeliyim. Bu derece kozmopolit bir albümü iyi bir seviyede tutmak gerçekten de hiç kolay bir şey değil. Fakat grubun kurucusu “Antoine Scholtès” ne kadar iyi bir müzisyen ve müzik adamı olduğunu bizlere The Silent Abscission ile çok net bir şekilde gösteriyor. Inherits the Void her albümünde hep üst seviye bir iş ortaya koymuş bir grup. Bu yüksek seviyede kalma işinin en büyük nedeni de cesur bir şekilde bu müziği icra eden bir grup olmasıdır. Deneysellikten kaçınmayan ama Black Metal’in o kaotik janrına da zarar vermeden bunu yapan bir grup olmak kolay değil. The Silent Abscission baştan sona etkileyici şarkılarla dolu bir albüm. Bütün bu harikulade işleyiş aynı seviyede bir prodüksiyon kalitesi ile bir araya geliyor ve ortaya muazzam bir iş çıkmış oluyor.
Fransız Black Metal sahnesinin gelecek vadeden gruplarından biri olduğunu çok net bir şekilde gösteren Inherits the Void, The Silent Abscission ile gerçekten dinlemekten büyük keyif aldığım bir albüme imza atmış. Her bir şarkı kendi içinde büyük sanatsal işlere sahip. Bu da albümün bütününe yansıyor ve sizleri mest ediyor. Bu albümü dinlemenizi kesinlikle tavsiye ederim. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere, hoşça kalın!
Albüm Puanı: 10/10


Yorumlar
Yorum Gönder