Herkese selamlar! Bu yazıyı oldukça geç bir saatte yazıyorum ve yayınlıyorum. Bu yüzden de bu albüm yazısının yayınlandığı tarihte iki albüm kritiği yazmış olmayı umuyorum. Yazamazsam da en azından bu yazı ile pazar gününü boş geçirmemiş olacağım. Bugün bir Akdeniz ülkesine gidiyoruz. İtalya menşeili “Noise Trail Immersion” adlı Avant-Garde Black Metal, Experimental Black Metal ve Mathcore türlerini icra eden grubumuzun bu yıl çıkardığı “Tutta la morte in un solo punto” albümünden sizlere söz edeceğim. Öncelikle bu sitede ilk defa Mathcore diye bir Metal türünden bahsediyorum. Bu, beni de oldukça şaşırttı. Gerçekten de Noise Trail Immersion’a (sonraki cümlelerde NTI diye okuyacaksınız grubun ismini) kadar böyle bir türün varlığından haberdar değildim. Grubun Tutta la morte in un solo punto albümünü dinlerken kafamda beliren türler sadece Experimental Black Metal ve Avant-Garde Black Metal idi. Özellikle atonal şarkı yazımlarından dolayı grubu “Portal, Blut Aus Nord ve Deathspell Omega” gibi grupların yanına yakıştırmıştım. Fakat grup hakkında bilgi edinmeye çalışırken Metal Archives’ta grubun icra ettiği türlerden birinin de Mathcore olduğunu gördüm. Bu türün ismi ise; notaların belli bir ahenk içinde bir araya gelmeyip, daha çok atonal ve bozuk ritimlerle bestelenen şarkıları ifade etmek için ortaya atılmış. Temelinde yine Black Metal olsa da bu türü olabildiğine eğip bükmüş İtalyan grubumuz. Mathcore’un içinde geçen “Math” kelimesi de direkt olarak matematiğe karşılık geliyor. Matematiksel düzlemde de herhangi bir düzeni ifade etmiyor bu tür. Bu yüzden de hem dinlemesi pek kolay değil hem de şarkı yazımları da oldukça zor ve kompleks yapıda. Sürekli ritim değişiklikler, sürekli tempo farklılıkları ile tek bir şarkıda bile birden fazla şey duyuyorsunuz. Şimdi gelelim Tutta la morte in un solo punto hakkındaki duygu ve düşüncelerimden sizlere söz etmeye.
İtalyan grubun giriştiği iş hiç de kolay bir iş değil. Dinleyici kitlesi oldukça az olan bir müzik icra ediyor grup. Black Metal’in alt türleri arasında belki de sadık dinleyicisi en az olan tür diyebilirim. Fakat ne olursa olsun grubun bu cesaretini ve yaratıcılık vizyonunu da takdir etmeden geçemiyorum. Çünkü böylesi bir müzik icra etmek için gerçekten de ciddi bir şekilde düşünmeniz ve karar vermeniz gerekiyor. Ne de olsa hitap edeceğiniz kitle çok sınırlı ve Metal camiasında da bilinir gruplardan biri olmanız da çok zor. Zaten grubun Spotify’daki dinlenme sayısına bakınca da bu dediğim desteklenmiş oluyor. 2013 yılında Metal camiasına katılmış NTI. O zaman günümüze kadar Metal’in en düzensiz ve de kompleks müzik türlerinden birini icra ediyor. Grubun en başından beri misyonunda bu şekilde düzensiz şarkılar yazmak ve bunları da olabildiğince en iyi şekilde dinleyicilere sunmak varmış. Grup ilk zamanlarında Deathcore ve Mathcore sentezi bir müzik icra ediyor olsa da sonrasında işin biraz daha Post-Black Metal, Experimental Black Metal, Avant-Garde Black ile Mathcore’u sentezlenmesine evrildiğini görüyoruz. Öncelikle ben bu tür cesurca hareketleri seviyor ve atonal şarkı yazımlarını da dinlemekten büyük keyif alıyorum. Heyecan yaratan bir müzik türü benim için. O yüzden de “ulan bu nasıl bir müzik” şeklinde yaklaşmadım albüme. Fakat yine de bildiğim deneysellikten de uzak bir müzik icra ediyor NTI. Özellikle şarkı içindeki ani tempo düşüşler, rifflerin bu kadar çok birbirinden alakasız olması ve şarkı başlangıçlarındaki bozulmuş gibi efektler, ortalarında birden melodik partisyonlarla düzensizliğe bir düzen getirme gibi girişimler oldukça şaşırtıcı geldi bana. Tıpkı Blut Aus Nord’u ilk defa dinlediğim gibi ne hissedeceğimi ve ne düşüneceğimi bilemediğim bir ilk dinleme seansından sonra albümü ikinci defa dinlediğimde gerçekten de grubun çok büyük oynadığını anladım. Altına girdikleri iş hiç de kolay bir şey değil. Üzerine ahkam kesmek bile bir noktada ayıp etmek gibi geliyor bana. Böyle şarkıları yazmak çok zor. Aynı zamanda bir müzisyen olarak bunu diyorum. Öyle stüdyoya girip de kaydedilen ve kulağa hoş gelen şeyler değil bu albümdeki şarkılar. Düzensizliğin, ahenksizliğin, atonal beste yazımlarının hepsini bir “düzene” oturtma çabasını dinliyorsunuz. Resmen kaosu meşru kılmak gibi bir şey bu.
Albümü dinlemekten çok keyif aldım. Albümü dinlemek benim için harikulade bir deneyimdi. Biliyorum, bu albümü sevecek insan sayısı çok sınırlı. Ben o sevenlerden biri olduğum için kendimi şanslı hissediyorum. Fakat yine de bazı şarkılardaki o şarkının bozulmuş efekti vermesi hiç hoş değil. Özellikle kulaklığınızla dinlediğinizde “lan ne oluyor” diyorsunuz. Bunu bir sonraki albümde kesinlikle tekrarlamaması gerekiyor grubun. Diğer taraftan iyi bir prodüksiyonla kaydedilen bu kompleks ve ahenk yoksunu şarkıların kaosunu sonuna kadar hissettiğimi de rahat rahat söyleyebilirim. Deneysel işlerden hoşlanıyor veya çok farklı şeyler dinleyip, farklı gruplar keşfetmek istiyorsanız NTI’nin Tutta la morte in un solo punto albümüne mutlaka kulak verin derim. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere, hoşça kalın!
Albüm Puanı: 9/10


Yorumlar
Yorum Gönder