Herkese selamlar! Bugün sizlere Alman Black ve Doom Metal grubu “The Ruins of Beverast”in bu yıl çıkardığı “Tempelschlaf” albümünden söz edeceğim. 2026 yılında çıkan albümlerden bu kadar kısa sürede bahsedeceğimi kendim dahi düşünmezdim. Şu ana kadar birkaç albüm yazdım. The Ruins of Beverast’in Tempelschlaf albümünü yazdıktan sonra da 2026 albümlerinden bahsetmeye kısa bir ara vereceğim. Zira zaten ocak ayının henüz ortasına bile gelmedik. Bu yüzden, yılın bu ilk günlerinde çıkan albüm sayısı da o kadar fazla değil. Bu ayı daha çok eski albümlerden bahsederek geçirmeyi ve kendi müzik projeme yoğunlaşmayı düşünüyorum. 2026 yılında çıkan albümleri birazcık biriktirmem lazım. The Ruins of Beverast’i ayrıcalıklı kılan bir şey var mı peki? Bu grubu 2018 yılında keşfetmiştim. Grubun 2017 yılında çıkan “Exuvia” albümünü o zaman siteye yazmıştım. O albümü de ciddi anlamda beğenmiştim. Oldukça uzunca bir süre de bu albümü veya bu albümden karşıma çıkan şarkıları dinledim. Sonrasında ise grubun 2021 yılında yayınladığı “The Thule Grimoires” albümünü dinleyip, siteye yazdım. Bu albüm bana Exuvia kadar etkileyici bir albüm olarak gelmedi. O yüzden de bu albümden sonra da grubu dinleme sıklığım daha düşük bir seviyeye indi. Günün sonunda The Ruins of Beverast ile bir geçmişim var. Bu yüzden de bu grubun, bu yılın daha ilk günlerinde albüm çıkaracağını biliyordum. Ben de aradan çok zaman geçmeden Tempelschlaf’tan sizlere bahsetmek için klavyenin başına oturdum.
The Ruins of Beverast, temelde tek bir kişinin yürüttüğü proje olarak yıllardır devam ediyor. 2003 yılında temelleri atıldı The Ruins of Beverast’in ve o zamandan günümüze kadar oldukça üretken bir şekilde hayatına devam ediyor. Her şeyi besteleyen ve yaratan tek bir adam var. Onun adı da Alexander von Meilenwald. Stüdyo sürecinde ve konserlerde kendisine eşlik eden birçok müzisyen de var elbette. Fakat bu grubun kurucusu ve lokomotifi Alexander’dır. Black Metal’in daha çok atmosferik tarafını alıp, Doom Metal ile harmanlıyor Alexander. Bu birleşim ilk başlarda benim çok da hazzettiğim bir sentez olmasa da zamanla ben de iyi örneklerini dinleyince bu türe de daha çok ısındım ve artık dinlemekten de gayet mutlu, mesut oluyorum. The Ruins of Beverast de bu türü en iyi şekilde icra eden gruplardan biri. Tempelschlaf albümünü dinlemeden önce iyi bir albüm dinleyeceğimi biliyordum. Fakat bu iyi seviyesinde mi kalacak yoksa ortalama veya daha iyi seviyesine mi çıkacak onu bilemiyordum. Albüm genel olarak beklentimi karşıladı. Ortalama bir seviyede olmadığını kesinlikle söyleyebilirim. İyi seviyesinin biraz daha üstünde yer alıyor. Fakat görkemli bir albüm dinlediğimi de söyleyemeyeceğim. Yazılan gitar riffleri oldukça iyi seviyedeler ve Atmospheric Black Metal ile de iyi bir noktada yer alıyor şarkılar. Fakat çoğu şarkıdaki en büyük problem bu atmosferik tarafın çok aşırıya gitmesi. Evet, The Ruins of Beverast’in burada bir tema üzerinde ilerlediğini biliyorum. Fakat bu yoğunluk beni yoruyor. Özellikle vokal partisyonların karmakarışık bir halde olması gerçekten de benim dinleme zevkimi baltalıyor. Diğer taraftan temiz vokal performansında ben hala sorun olduğunu düşünüyorum. Kimileri Alexander’ın bu vokalini geliştirdiğini söylüyor ama bana göre hala kulak tırmalıyor. Özellikle “flanger” ile şarkıların çoğunun söylenmesi çok daha kötü bir hava estiriyor. Bir önceki albümün çok deneysel olması ve bu deneysellik sonucunda kopuk kopuk şarkılardan oluşan ve bir türlü bir albüm dinliyormuş hissini verememesi sorunu bu albümde ortadan kalkmış. Deneysellik yine devam ediyor ama daha çok “Blut Aus Nord” ayarında, sağlam ve etkili bir deneysel tavır hakim. Diğer taraftan albümdeki şarkılar arasında bu defa favori bir şarkı seçmekte hiç zorlanmadım. Albümün ikinci şarkısı “Day of the Poacher” bu albümdeki en dinamik ve en etkileyici iş olmuş. Benim için en azından öyle. Diğer şarkılar da iyi seviyedeler ama bu şarkının riff yazımına hayran kaldım. Özellikle o ana riff son zamanlarda duyduğum en niş işlerden biri oldu.
Toparlayacak olursam; Tempelschlaf iyi bir prodüksiyona sahip, iyi müzisyenliğe sahip ve atmosferi gereksiz yoğun olan bir albüm olmuş diyebilirim. Brutal vokallerle gayet güzel giden şarkıları baltalayan temiz vokalin gereksizliği de benim en çok dikkatimi çeken unsur oldu. Bir başka yazıda görüşmek üzere, hoşça kalın!
Albüm Puanı: 8/10


Yorumlar
Yorum Gönder