Herkese selamlar! Black Metal’in çekirdeğine inmeye devam ediyoruz. Bugün de yine Norveç’teyiz ve Norveç’in en azılı gruplarından biri olan “Immortal” bu defa konuğumuz oluyor. Immortal’ı yıllardır dinleyen biriyim. Fakat benim bu yıllardır dinleme eylememim bazıları için oldukça az bir sayıya tekabül edebilir. Çünkü Black Metal dinlemeye ciddi anlamda başladığım 2013’ün başlarında Immortal dinlemiyordum. Black Metal’i “Gorgoroth” ile keşfettiğim için daha çok Gorgoroth dinleyerek kendimi bu türe ısıtmaya çalışıyordum. Bunun yanında “Burzum” da bir süre ciddi anlamda dinlediğim Black Metal grubuydu. Tabi ki bundan 13 yıl öncesinden bahsediyorum. Şimdi Burzum’u hiçbir şekilde ciddi bir anlamda dinleyemiyorum. Birkaç albümü hariç bu grubun büyük bir gereksizlik olduğunu düşünüyorum. Bunun sebebi de tabi ki akıl hastası “Varg Vikernes”tir. Zamanında bu adamı nasıl sevdiğimi bugün hala sorguluyor ve bir yandan da kendime gülüyorum. Yine de Black Metal’in soğuk Norveç topraklarından tüm dünyaya yayılmasında Varg’ın ve Burzum’un katkısını da inkâr etmiyorum. Neyse bizim konumuz Burzum değil. Immortal hakkında ciddi uzunlukta bir yazı yazdım. Hepsini dinledim yazı serisinde bu grup ve dinlediğim bütün albümleri hakkındaki duygu ve düşüncelerimi okuyabilirsiniz. O yüzden burada uzun uzadıya bir Immortal tarihi okumayacaksınız. Daha çok bu yazının konusu olan ve grubun ilk albümü olma özelliği taşıyan “Diabolical Fullmoon Mysticism”den sizlere söz edeceğim.
Metal Müzik Ansiklopedisi’nde bu zamana kadar 3 tane Immortal albümünün kritiğini yazmışım. Zaten Immortal dinlemeye de dediğim gibi geç başlamıştım. Grubun 2018 yılında çıkardığı “Northern Chaos Gods” albümünü ilk olarak dinlemiştim. Bu albümden öylesine büyük keyif almıştım ki bu zamana kadar bu grubu dinlemediğim için çok hayıflanmıştım. Sonrasında zaten grubun bütün albümlerini dinledim. Fakat hepsini siteye yazamadım. 2021 yılında grubun 2002 yılında çıkardığı “Sons of Northern Darkness”i ve son olarak da 2023 yılında çıkan “War Against All” albümünü yazdım buraya. Bu üç albümü de çok beğenerek dinledim ve dinlemeye de devam ediyorum. Bu albümlerin yolunu açan ilk albüme geldiğimizde ise aynı mutluluk ve beğeni ile dinlediğimi söyleyemeyeceğim. Yine beğendiğim bir albüm oldu ama benim için öyle büyük bir mutluluk sebebi de olmadı. Diabolical Fullmoon Mysticism, tam anlamıyla bir Norveç Black Metal’ini bizlere yansıtan, sağlam bir Black Metal albümü olarak dikkat çekiyor. Diabolical Fullmoon Mysticism kadrosunda; davulda “Armagedda (Gerhard Herfindal), vokalde, bas gitarda ve şarkı yazımında “Abbath (Olve Eikemo)” ve gitarda, söz yazımında ve yine beste yazımında “Demonaz (Harald Nævdal)” yer almaktadır. Oldukça sağlam bir kadroya sahip Immortal bu albümde. Sonrasında bu kemik kadrodan geriye sadece Demonaz kalacak. Fakat dediğim gibi Immortal hakkında detaylı şeyler okumak istiyorsanız sitedeki Immortal yazısına bakabilirsiniz.
Bu albümün benim nezdimde neden çok büyük ilgi çekici bir tarafı olmadığından kısaca bahsetmek isterim. Öncelikle bu albümün Black Metal tarihi açısından büyük bir önemi olduğunu biliyorum. Bu yüzden de bu albüme saygı duyduğumun bir kez daha altını çizmek istiyorum. Diğer taraftan 1992 yılında çıkmış olan Diabolical Fullmoon Mysticism’in beste yazımlarının tarzı daha önceki gruplarınkine çok benzer nitelikte. Birebir aynı demiyorum ama Norveç Black Metali janrının sınırları neyse bu albümde de o var. O dönemde büyük bir değişiklik beklemek çok da mantıklı değil belki. Fakat ben bu albümü dinlerken iyi bir albüm dinlediğimi hep düşündüm ama çok ihtişamlı bir Black Metal albümü dinlediğimi hiç düşünmedim. Çünkü Immortal’ın diskografisinde çok daha dehşetengiz albümler var. Bu sadece bir başlangıç olarak bence gayet iyi bir şekilde konumlanıyor grubun diskografisinde. Sonrasında gelen “Pure Holocaust” çok daha dehşet ve gerçek anlamda ihtişamlı bir albüm olarak bizlere merhaba diyor. O yüzden de Diabolical Fullmoon Mysticism’i çok iyi bir kariyer başlangıcı olarak adlandırabilirim.
Diğer taraftan bu albümde o zamanlar Black Metal’de çok da yeri olmayan akustik partisyonlar da var. Bu durum daha sonrasında Immortal’ın niş bir yapıya bürünmesini ve gerçekten de Black Metal ekolünde sağlam bir yer tutmasını sağlayacak. Çünkü safkan ve çiğ bir Black Metal albümü icra ederken diğer taraftan da bu tür dokunuşlarla da albüme bir atmosfer katıyor grup. Hem Abbath’ın hem de Demonaz’ın birer Black Metal ikonu olacağının da habercisi yine bu albüm diyebiliriz. Özellikle Immortal’ın kariyer başlangıcı olan Diabolical Fullmoon Mysticism ile meşhur “Corpse Paint” denilen maske tarzını en iyi şekilde kullanan ve belki de ilk defa bu denli ilgi çekici bir forma sokan grup Immortal olmuştur. Bu albümde çok fazla Blast Beat de duymuyoruz. Daha çok bir “Bathory” havası estiriyor Immortal. Fakat sonraki albümlerinde daha da iddialı davul yazımları, daha da iddialı bestelerle buluşmuştur. Prodüksiyon kalitesi olarak çok kötü diyemem ama çok da iyi bir seviyede olduğunu da söyleyemem. Eldeki imkanlarla bir Black Metal albümü ancak bu kadar iyi bir şekilde kaydedilebilirdi. Immortal da bunu yapmış.
Norveçli Black Metal ikonu Immortal’ı dinlemekten çok büyük keyif alıyorum. Her ne kadar Abbath artık bu grubun bir parçası olmasa da Demonaz’ın Abbath’ın yokluğunda gayet başarılı işler ortaya koyduğu da açık. Esas dramatik olan Abbath’ın aynı şekilde iyi işler ortaya koyamayışı oldu. Bir başka yazıda görüşmek üzere, hoşça kalın!
Albüm Puanı: 8/10




Yorumlar
Yorum Gönder