Albüm Kritik 1334 (Carpathian Forest / Black Shining Leather)

Herkese selamlar! Bugün, geç bir satte de olsa, klavyenin başına oturabildim. Hafta sonları siteye sadece 1 gün yazabiliyorum. Bir süre böyle devam edecek gibi. Fakat belli de olmaz tabi. Bu 1 gün yazma işinde de geriye dönüş yapıyorum. Bunu artık biliyorsunuz zaten. Bir süredir de Black Metal’in çekirdeğinde yer alan albümleri sizlere sunuyorum. Bu albümlerin Black Metal tarihindeki önemi ve günümüzdeki etkilerini çok uzatmadan, rafine bir yazıda sizlere sunuyorum. Hem bu sitenin külliyatı için iyi bir bilgi kaynağı oluyor hem de meraklılar için bir bilgi kaynağı oluyor. Bugün, bu minvalde siteye Norveç’in ikonik gruplarından biri olan ve “True Norwegian Black Metal” akımının en güzide gruplarından biri olarak gösterilen, “Carpathian Forest”ı konuk ediyorum. Tabi ki Carpathian Forest’ın da ilk albümü olan “Black Shining Leather”dan sizlere söz edeceğim. Doğrusunu söylemek gerekirse Carpathian Forest’ın sadece adını bilen ve bu zamana kadar hiç dinlememiş biriydim. Yani eski Black Metal gruplarından çoğunu dinlemeye çalışsam da aradan kaçanlar elbette oluyor. Ya da aklıma gelmeyenler diyelim. Carpathian Forest için de böyle bir durum var. Grubun kuruluş tarihi için 1990’ı baz alıyorum. Normalde 1992 olarak görünüyor ama Carpathian Forest ismini almadan önce temelleri atılmış bu grubun aslında. O yüzden de 1990 diyelim biz. Carpathian Forest ile aynı dönemdeki “Mayhem, Darkthrone, Emperor, Burzum ve Gorgoroth” gibi gruplar Black Metal’in temelini oluşturan paganizm, satanizm ve okültizm gibi konuları tema olarak belirlerken, Carpathian Forest işin biraz daha felsefi tarafına kaymış. Nihilizm, mizantropi ve sadizm gibi konuları ele alarak müzikal temasını genişletmiş Norveçli grup. Diğer taraftan biraz da panteizm var. Bu da ismindeki ormandan kaynaklanıyor diye düşünüyorum. Carpathian Forest, ilk albümü Black Shining Leather’a kadar uzunca bir süre beklemek durumunda kalmış. Beklemek de değil de şartların olgunlaşmasını beklemeleri gerekmiş diyelim. Çünkü 1998 yılında çıkan Black Shining Leather’a kadar 3 demo, bir Split çalışma ve bir EP yayınlamış. İlk LP için şartlar olgunlaşınca da 1998 yılında Black Shining Leather çıkmış. Grubun kuruluşundan yaklaşık 8 yıl sonra gelen bir ilk albüm olması bu grubu aynı zamanda İkinci Dalga Black Metal grupları arasına da sokmuştur.

Carpathian Forest günümüzde de aktif bir şekilde müziğini icra etmeye devam etmektedir. Her ne kadar en son 2018 yılında bir albüm çıkarmış olsa da grubun statüsü aktif olarak gözüküyor. Günümüzdeki Carpathian Forest kadrosu ile, Black Shining Leather’ın çıktığı dönemdeki kadro birbirinden farklıdır. Black Shining Leather kadrosu sadece iki kişiden oluşuyor. “Roger Rasmussen (Nattefrost) vokal, gitar, bas, klavye ve prodüksiyon görevini üstlenirken, “Johnny Krøvel” da yine aynı görevleri üstlenmektedir. Sadece vokal kısmında geri vokal görevi ile ayrışmaktadır. Davulun başında ise “Lars Nedland (Lazare)” adlı abimiz vardır. Tabi ki kendisi konuk müzisyen olarak albümün kaydında yer almıştır. Black Shining Leather’ı dinlerken grubun gerçekten de aynı dönemdeki diğer Norveç Black Metal grupları ile büyük benzerlik taşıdığını hemen fark ettim. Aslında bu biraz da kaçınılmaz son oluyor. Bu büyük grupların ilk albümlerinin hep birbirini andırıyor olması birbirlerinden etkilenmelerinin ve ekseriyetle aynı grupları dinleyip, ilham kaynaklarının benzer olmasıdır. Bu yüzden de bunda pek de şaşıracak bir şey yok aslında. Carpathian Forest’ın günümüze kadar neler yaptığına hâkim değilim. Bu yüzden de bu albümü grubun diskografisi içinde değerlendirmem mümkün değil. Fakat diğer taraftan albümü dinlemekten gerçekten büyük keyif aldığımı da belirtmem lazım. Çünkü diğer Black Metal devlerinin de ilk albümlerinin çoğunu beğenmiştim. Bu albümde de yine aynı çiğliği, tehditkâr olma durumunu ve kaosu duyuyoruz. Diğer taraftan özellikle klavye ile her şarkıda verilen atmosferik öğeler ve biraz da senfonik tınılar şarkıları daha karanlık bir havaya sokuyor. Bunu ilk olarak “Emperor”dan bolca duymuştum. Carpathian Forest da aynı yoldan gitmeyi tercih etmiş. Fakat yoğunluğu daha az tutarak bunu yapmış. Yazılan riffler dönemi için gerçekten çığır açıcı şeyler. Günümüzde de bence hala etkileyiciliği yüksek ve modern tarzlara alışkın bir ekstrem Metal dinleyicisini de bir hayli memnun edecektir.


Prodüksiyon kalitesi olarak bence dönemi şartlarını baz aldığımızda oldukça iyi bir iş ortaya konmuş. Zaten iki grup elemanın da prodüksiyonun başında olması ve albümü kendi rafine zevklerini tam yansıtacak şekilde seslendirmeleri büyük bir avantaj sağlamış. Bu albümü dinlediğiniz zaman bolca Burzum, Mayhem, Gorgoroth ve Emperor havası alıyorsunuz. Emperor’un sadece çok kompleks rifflerden oluşan şarkıları var. Atmosferik olarak yakın diyelim. Bas gitarın da bu albümde ciddi şekilde ön planda olması ve birçok şarkıda gürültülü bir şekilde kulaklarımızda yankılanması çok hoşuma gitti. Bu noktada şunu da demek lazım; az önceki satırlarda ismini zikrettiğim grupların albümlerini dinlerken de Carpathian Forest etkisini rahatlıkla duyabilirsiniz de diyebiliriz. Sadece albümün son şarkısı olan “Forest”ı bu grupların icra edeceği bir şarkı olarak görmem. Gerçekten garip bir şarkı. Yani elektronik müzik gibi bir havası var ama değil de. Günümüzün “T.I.D” işlerinden biri gibi geldi bana. Fakat nihayetinde dediğim gibi bu grupların hepsi birbirine yakın müzik icra ediyor ve bu müziğe de Gerçek Norveç Black Metal’i diyorlar. Biz de bayıla bayıla dinliyor ve varlıklarından ne derece mutlu olduğumuzu her daim hissediyor ve dile getiriyoruz.


Bir Black Metal dinleyicisi olarak Carpathian Forest’ı ve özellikle ilk albümü Black Shining Leather’ı bu kadar geç dinlediğim için gerçekten pişman oldum ve kendimi de ayıpladım. Fakat artık çalma listemde yer alan bir albüm Black Shining Leather. Carpathian Forest’ın da diskografisini baştan aşağı dinleyerek hatamı bir şekilde telafi edeceğim. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere, hoşça kalın!

Albüm Puanı: 10/10



Yorumlar