Albüm Kritik 1454 (Green Lung / Necropolitan)

Herkese selamlar! Metal’in doğduğu ülke olan İngiltere’ye geçiyoruz. Doom Metal ve Heavy Metal’in atası “Black Sabbath”ın açtığı yolda ilerleyen birçok grup var. Bu grupların sayısı belki çok fazla şekilde artmıyor ama bu yolu yürümek de pek kolay değil. Zira önceki gruplardan ayrışmak, iyi riffler yazmak ve günün sonunda her şeyi ile etkileyici bir albüm yapmak pek de kolay değil. Fakat bazı gruplar bu durumu gerçekten iyi bir şekilde kotarıyorlar. Onlardan birini de geçenlerde keşfettim. İngiliz Stoner ve Doom Metal grubu “Green Lung”, Black Sabbath’ın açtığı yolda oldukça sağlam adımlarla ilerleyen bir grup izlenimi veriyor. En azından bu sene çıkan albümü “Necropolitan” bu havayı estirebiliyor. 2017 yılında temelleri atılmış bir grup Green Lung. Grubun müziğini duyar duymaz aklıma hemen Black Sabbath geldi doğal olarak. Diğer taraftan da bu tür müziği icra eden diğer birkaç gruptan da esintiler hissettim. “Acid King, Uncle Acid & The Deadbeats ve yakınlarda albümünden bahsettiğim Sleep” esintilerini Green Lung’ın Necropolitan albümünden aldım. Şimdi gelelim bu albüm hakkındaki duygu ve düşüncelerimden sizlere söz etmeye.

Öncelikle Sleep’in albüm kritik yazısında bahsettiğim üzere bir kez daha dile getirmek isterim ki, Stoner ve Doom Metal gerçekten de benim zevkle dinlediğim türlerdir. Bu türde çıkan iyi albümleri büyük bir keyifle dinlerim. Ne güzel ki Necropolitan’ı da büyük bir keyifle dinledim. Kim ne derse desin bu türlerde İngiliz grupların vizyonları gerçekten başka bir seviyede oluyor. Bu adamların icra ettikleri Metal’i dinlemek başka bir keyif veriyor. Necropolitan, içinde oldukça güzel şarkılar barındıran bir albüm olmuş. Albümü dinlerken asla sıkılmadım. Hatta çok hoşuma gittiği için zaman geçirmeden, hemen bir kez daha baştan sona kadar dinledim. Seçilen gitar tonu bildiğimiz Stoner Rock ve Metal tarzlarından alışık olduğumuz tonda. Diğer taraftan bas gitarın şarkılardaki dengesi oldukça iyi ayarlanmış. Asla gitarların önüne geçmiyor ama arka planda varlığı yokluğu bir de değil. Davul partisyonları da genelde şarkılara eşlik edecek şekilde ve çok az ufak tefek deneysel yazımlar var. Bence böyle olmasında da hiçbir sakınca yok. Çünkü bütünsel anlamda oldukça sağlam bir albüm dinlemiş oluyorsunuz. Her bir şarkı bazında da bunu diyebilirim. Bence esas dikkat çeken şey klavye kullanımı olmuş. Her şarkıda gerçekten çok iyi klavye partisyonları var. Hem melodik kısımlara yardımcı olan hem atmosferi destekleyen hem de sololar ile şarkıların ilgi çekiciliğini daha yükseğe çıkan klavye kullanımı benim çok hoşuma gitti. Vokalin performansı da çok sağlam. Her şarkıda çok iyi bir sesle performansını sergiliyor ve ben “Tom Templar”ın sesini gerçek anlamda beğendim. Prodüksiyon kalitesi olarak da gayet iyi bir düzeyde albüm. Çok iyi bir şekilde kaydedilmiş bütün enstrümanlar.


İngiliz grup Green Lung’ın bu yıl çıkardığı Necropolitan albümü gerçekten çok hoşuma gitti. Kısa sürede bu grubun bütün diskografisini dinlemek istiyorum. Özellikle benim gibi çok fazla ekstrem tür dinliyorsanız, arada es vermek için böyle albümler çok iyi geliyor. Bir başka yazıda görüşmek üzere, hoşça kalın!

Albüm Puanı: 8/10



Yorumlar